Bu Cumartesi Efes Pilsen One Love'ın ilk gününe gittim. İlk günde yakalayabildiğim kadarıyla sırayla şu isimler sahneye çıktı:
- Ayça Şen
- Bora Uzer
- M83
- Tricky
- Klaxons
Şimdi teker teker değerlendirmek gerekirse;
Festival alanında (santralistanbul) bizi karşılayan Ayça Şen isimli kişinin (ki daha önce kendisini hiç duymamıştım) türlü oktavlarda bir takım çığırışları oldu. Bilemiyorum, belki de ben anlamıyorum, ama hoş değildi. O sahnedeyken biz Wii oynadık, ama o da bozuktu sanki. Beyzbol, tenis falan oynayamadık sadece bowling oynayabildik, o da çok kolaydı. Hiç sağ sol yapmadan atınca direk strike oluyordu.
Daha sonra tabikide efsane Bora Uzer sahne aldı. Zaten kendisini son albümünden de biliyorduk. Kendisini en önden izledik, başlarken fazla kalabalık yoktu ama ilk şarkıdan itibaren yavaş yavaş dolmaya başladı. "Dudaktan Dudağa" ve "He Said She Said" baya güzeldi tabi bir de "Aramızda Bir Gerginlik Mi Var?". Ayrıca yanında zenci bir repçi de getirmiş, beraber söylediler, eğlenceliydi. Haa, konser devam ederken seyircilerden biri yanındaki çocuğu göstererek "Bu çocuk manyak dansediyor, gelebilir mi?" tarzında bir şeyler bağırdı. Çocuk 10 yaşında falan herhalde adı da sanırım "Uzay". Üstü çıplak bir biçimde çıktı sahneye ve kesinlikle Bora'dan daha iyi dansediyor. Michael Jackson'ımsı hareketleri manyaktı, baya güldük, bence Bora onu yanına alsın. Bu Festivalle alakası yok ama Bora'yı bir gün sonra bir daha izledim. Bu sefer Nike'ın sponsor olduğu bir futbol turnuvasının finalinden sonra, Kenan Doğulu'dan önce çıktı. Halk konseri tarzı bir şeydi bu nedenle seyirci biraz yabancıydı olaya. One Love'daki kadar eğlenceli olmadı ve daha kısa sürdü. Yine de güzeldi, ikinci albümünü bekliyoruz artık.
Yabancı grupların içerisinde en çok bildiğim M83'tü. Post-Rock, Shoegaze, Elektronik karışımı nefis bir tarzı olan iki adam bir de kız. Ya, açıkçası müziğin türünü ne kadar sevsem de canlı dinlemekle evde dinlemek arasında fazla fark olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle başında biraz izledik sonra festivalin diğer bölümlerini gezdik. "Senin Sahnen" adlı minik sahnede 5-6 kişi karaoke yarışması tarzi garip bir şey yapıyorlardı. Sunucu çok yavşak bir tip olduğu için sonucu izlemeden gittik. Sonra eve gelince dinledim M83'ü, zaten vardı bir albümü, gayet müthişler. Diğer albümlerini de indirdim. Dinlerim ben bunları.
Günün hakkında en az bilgiye sahip olduğum ismi Tricky'ydi. Müge'nin dediğine göre Trip-Hop'ın babalarından biriymiş. Eh, dedik demek ki önemli biri. Sahnenin oldukça iyi bir bölümünde yerimizi aldık. Daha sonraki olayları fazla anlayamadım. Herif sahneye çıktığında yaptığı ilk iş soyunmak oldu. Mikrofonunu göğsüne doğru tutup havaya parmağını kaldırdı, arada şarkı da söyledi. Kafam almadı yani "Ne yapıyor bu zenci?!" dedim içimden. Zaten daha sonra sıkıldık gittik oradan biraz daha gezdik. Häagen-Dazs'ın fındıklısından yedim, baya güzel. Mükemmel hatta. Sonra dışarıdaki masalardan birine oturduk. Yanımızda oturan adam elinde bir şeylerle oynuyordu, sonra elindeki şey uçtu benim yanağıma geldi. Çok sert, acıtacak bir şey değildi de şaşırdım haliyle. Adam özür diledi, ben önemli değil derken "Al şunu bir bira iç." dedi ve bir bira fişi uzattı bana. Merak ettim kim o adam, Efes Pilsen'in sahibi falan mı acaba :P.
Gecenin flaş ismi ise Klaxons'du. Elektronik ağırlıklı bir Indie (ne demek kimse bilmiyor artık, indi işte.) grubu kendileri. Adamların enerjisi müthiş yav. İlk çaldıkları şarkı "The Bouncer" meğersem Ozan Özcan's Tunes'da da varmış. Baya iyiydi. Biraz kısa sürdü ama tüm şarkılar güzeldi. Bir LP, bir de EP'leri var. Bence indirsin herkes dinlesin, lazım.
Şimdi de festival hakkındaki genel görüşlerime geldi sıra, ama öncesinde tüm sanatçılara puan vermek istiyorum.
- Ayça Şen (*)
- Bora Uzer (****)
- M83 (?)
- Tricky (?!)
- Klaxons (***** ^_~)
Evet santralistanbul çok geniş ve rahat bir festival alanı. Geniş alanı da güzel doldurmuşlar, her tarafta bir şey var mutlaka. Efes 5 liraydı, her noktada da bir kasa mutlaka vardı. Yani canın bir şey içmek isteyince 1947 kilometre yürümek gerekmiyordu. Çimlere de dikkat ettim karınca, kene mene yoktu :D. Seyirci ise beklediğim gibi iyi bir kitleydi. Daha önce bulunduğum konser ve festivallere oranla en azından. Tabikide barzolar da vardı ama sonuçta Efes Pilsen'in sponsor olduğu bir festival, o kadar olur. Son iki yıldaki Kalfest seyircisini biliyoruz :D (Moonspell, Hayko Cepkin seyircisi). 2005'teki Dream Theater seyircisi de o kadar kötü olmasa da, tip bakımından garip insanları barındırmıştı. İkinci günde Röyksopp ve Starsailor varmış, ama gitmedim.
Ben gayet memnun kaldım, bakalım belki seneye de gideriz. O değil de tam Pure Reason Revolution'ın gelmesi gereken bir festival bu, tarz/izleyici bakımından. Neyse; bakalım, göreceğiz.